WELCOME

a girl... who loves and tries to write

Bir sözlüğün sırtı gibi kırılmak istiyorum. Tüm kelimeleriyle ortadan ayrılmayı bekliyorum. Ve daha sonra sayfalara...

Tercihen 15 parça..

Kül

Ve uçuyor gökyüzü üzerimizden

Koyu beyaz ayın ışığı

Karışıyor barış bayrağına

Ve rengi soluyor askerin kanıyla

Kayıp çocuk, yalnız çocuk

Ormanda bir diri bir kemik kalmış çocuk

Etrafa bakın ve suskunluğuna yenik düş

Biraz da susuzluğuna

Sessiz yol, uzun yol.

Çalılarla kaplı umutsuz efkâr

Sessizliği bozan kemik çıtırtıları ve yalvarışlar

Kendine geldin, uyan; vardın.

Gerçekten feda edilebilir mi?

Hayatta kalmak için bir insan yenilebilir mi?

Donmuş kanına yanaştığı için mi

Yoksa yağmur dilendiği için mi Tanrı’ya dua etmeli

İnsan mı ölmüştü yoksa insanlığı mı?

Kendini ne kadar masum tutabilirsin

Tüm bombaların ve uçakların altında

Tam ölmek üzereyken ölüm düşünülebilir mi

Derin dikenlerin üzerinde kaygı ve endişe ile

Gezinirken hendekte, ‘ufaklık’ denildi

Bizi iyileştir, ölene kadar hayatta kal

Her kalp atışında, her yarada ve yarıkta

Kendini gördün her ağaç kovuğunda

Mermi izleri ve derin kesikler

Bir parça kumaşa ve alkole bel bağla

Taş kase, taş kesmiş ekmek ve çorba

Çatal kaşık sesleri ve ağlayışlar

Konuştu yine yarası kabuk bağlamış kişi

Gür sesi ve kendisinin efendisi

Yara değil, insan kabuk bağlar; her deride kendini bul, dedi.

Ve anladın imkânsızlığın gerçeğini

Her sabah ölmek umuduyla uyanıp tutuşan yüreğini

Ve bazen de hayatta hissetmek için izmarite bastığın bileğini

Kalbinde giderek alev alıyor, kor olacak kıvama geliyor

Ve tüm duman delikle uçuşuyor

Gökyüzü daha da siyah oluyor sayende

Sadece son bir atış daha

Son bir iyileşecek yara ve kendine ait son rüya

Bir utanç bitmeyen, bir rüya bitmeyen

Sonsuz hayatından, sürüklenen hayatından

Son kopuş ve son sözlerin

‘Bırakın öleyim’

Seni beslediği gibi ümitlerini yıkadın kanlarıyla

Ve sadece hayatta kalmak istemiştin

Çocukken bile, gençken bile, ölürken bile

Ve şimdi ölü ve çok düz'sün

Sessiz, sessizlik ve şimdi ölüsün.

Kanat çırpan gökyüzü acını yok etti.

Ve gökyüzü yeniden mavi, gözlerin yeniden mavi.